romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romantik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ocak 2011 Perşembe

Attila İlhan – Üçüncü Şahsın Şiiri

Attila İlhan – Üçüncü Şahsın Şiiri

gözlerin gözlerime değince
felaketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felaketim olurdu ağlardım
blokaj
ne vakit maçka’dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarının ucunu yakardın
kipriklerini eğer bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felaketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felaketim olurdu ağlardım.

İki Dev Şair ve İki Dev Şiir

Nazım Hikmet bir başkaydı o şiirleri yok mu insanı kendinden geçiriyordu…Can Yücel anlatılamaz bir şey şiirlerinde yaşarsınız…
Nazim Hikmet Ran – Mavi Gözlü Dev
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..
Can Yücel – Sevgi Duvarı
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat–sevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi
Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi.

4 tane aşk şiiri

Birbirinden güzel 4 tane aşk şiiri,Cemal Süreyya, Ahmet Kutsi Tecer, Özdemir Asaf, Cahit Külebi.Hepsi aşk adamları, şiirleri başka limanlara sürükleyecek, kendinizi kaptıracaksınız.Okurken arkada fon müziği çalmanızı tavsiye ediyorum…
Cemal Süreyya – Üvercinka
Böylece bir kere daha boynunlayız sayılı yerlerinden
En uzun boynun bu senin dayanmaya ya da umudu
kesmemeye
Laleli’den dünyaya doğru giden bir tramvaydayız
Birden nasıl oluyor sen yüreğimi elliyorsun
Ama nasıl oluyor sen yüreğimi eller ellemez
Sevişmek bir kere daha yürürlüğe giriyor
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
Yatakta yatmayı bildiğin kadar
Sayın Tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
Boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
Ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
Her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
Bütün kara parçaları için
Afrika dahil
Senin bir havan var beni asıl saran o
Onunla daha bir değere biniyor soluk almak
Sabahları acıktığı için haklı
Gününü kazanıp kurtardı diye güzel
Birçok çiçek adları gibi güzel
En tanınmış kırmızılarla açan
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Birlikte mısralar düşünüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse
değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
İki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna
diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
Burda senin cesaretinden laf açmanın tam da sırası
Kalabalık caddelerde hürlüğün şarkısına katılırkenki
Padişah gibi cesaretti o, alımlı değme kadında yok
Aklıma kadeh tutuşların geliyor
Çiçek Pasajında akşamüstleri
Asıl yoksulluk ondan sonra başlıyor
Bütün kara parçalarında
Afrika hariç değil
Cahit Külebi – Hikaye
Senin dudakların pembe
Ellerin beyaz,
Al tut ellerimi bebek
Tut biraz!
Benim doğduğum köylerde
Ceviz ağaçları yoktu,
Ben bu yüzden serinliğe hasretim
Okşa biraz!
Benim doğduğum köylerde
Buğday tarlaları yoktu,
Dağıt saçlarını bebek
Savur biraz!
Benim doğduğum köyleri
Akşamları eşkiyalar basardı.
Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
Konuş biraz!
Benim doğduğum köylerde
Şimal rüzgarları eserdi,
Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
Öp biraz!
Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
Benim doğduğum köyler de güzeldi,
Sen de anlat doğduğun yerleri,
Anlat biraz!
Ahmet Kutsi Tecer – Nerdesin
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışır gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?
Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana, derinden,
Ta derinden, bir gün bana “Gel” desin.
Özdemir Asaf – Lavinia
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

Biraz Aşk

Facebooktan dökülen incilere burada yer vermek istedim.
Bir Kadın’ın, Bir Sevgili’nin, Bir AŞK’ın Anatomisi
Bir Kadın’ın, Bir Sevgili’nin, Bir AŞK’ın Anatomisi Kozmopolit ritimlerle hayat vermeliyim sevgiye aç bir kadına Şiirsel bir yaşam tarzı ile çıkmalıyım karşısına Hiç soluklanmadan konuşmalıyım sevgi kelimelerini yutkunurcasına Bakışlarımla dokunmalıyım ba…kışlarına Aşık olmalıyım tımar edilmemiş duygularla Hakikati aramalıyım kült vari AŞK tapınaklarında Bir Kadının, bir Sevgilinin, bir AŞK’ın anatomisini bulmalıyım el değmemiş lahitlerde Miras olarak bırakmalıyım sevgiyi paryalara Umut namına yaşamalıyım bir kadının dünyasında Gözden uzak, AŞK’a tuzak kaçışların sahanlığında Yakalamalıyım sonunda Sevgiliyi AŞK tadında Bir tazarru ile seslenmeliyim saf duygularına Sadık Aşık kisvesine bürünmeliyim sadece Emre amade olmalıyım karşısında çaresizce Sonra tatlı bir buse kondurmalıyım AŞK kokan yanağına içlice.(Fatih Mehmet Mirza)
Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır.
Şimdi belki benim gibi ölesiye yalnızsındır. Uçan kuşları gözlemektesindir tek başınaÇamların yeşiline dalmış gitmiştir gözlerin,Radyo dinliyorsundur yada susarak Bir kitabı okumaya çalışıyorsundur kim bilir…Sonsuz güzellikte bir aşk düşünüyor olabilirsi…n.Belki de anılarını deşiyorsun, bir olmazı, Bir açmazı derinden derine kurcalar gibiBir kahve içmeyi, bir elma yemeyi kurarak,Saatine bakıyor olabilirsin uykulu gözlerleÇocukların oyununa dalmış gitmiş olabilirsin.Mahpus gibi, tutsak gibi, belki kök gibiYarını olmamak gibi bir duygu içindesindir.Belki de kendini bağışlamıyorsundur.Benim hiç bilmediğim bir şeylerden ötürü.Kırık trenler gibi öylece kalakalmışsındır…Kalkıp gidip çekirdek almayı düşünüyorsundurYa da uyumak istiyorsundur her şeyi unutmak içinŞimdi Belki sende benim gibi ölesiye yalnızsındır…. (Afşar TİMUÇİN)